15 Ağustos 2014 Cuma
Geliyor Terlik...
Yaramazlık üstüne, yaramazlık ardından vücudunun belli bir noktalarına annelerimizin güdümlü, hedef takip olasılığı yüksek ve genelde parça tesirli olarak anneler tarafından gönderilen acı tesirli bir silahtır terlik. Genelde fasol verilerek istenilen yere isabet ettirilir. Çocuğa şiddet olduğunu düşünmüyorum. Ki günümüzde huzurevlerinin dolmasının sebebi de o tatlı anne dayağından mahrum çocuklardır. Neyse bu sosyolojik bir tartışma...
Aylin Nazlıaka; CHP Ankara milletvekili, gençlerin hep yanında olmuştur. Meclisi güzelleştiren kadın milletvekillerinden birisidir. En son gündeme "Şeytan diyor çıkar şu ayakkabını fırlat ama bir ayakkabıma bakıyorum bir sizlere bakıyorum değmez diyorum açıkcası." AKP koltuklarına söylediği alenen "tehdit ve şiddet" içeren sözlerle gelmiştir. Keşke Yusuf Yerkel gibi yerde yatan vatandaşa tekme atsaydı. Buna sanırım o koltuktakiler "sinir, stres ve anlık bunalım" derlerdi. Neyse...
Önemli olan konu neden Aylin Nazlıaka'nın böyle bir cümle sarfettiği? Sadece Mor Çatı, kadın sığınma evlerinde kalan kadınların oy kullanabilmelerini istemiştir. Acı çeken, şiddet gören ve azrail ile birlikte yaşayan, yaşatılmaya çalışan kadınların bir şekilde hayata dahil olmaları gerektiğini savunmuştur. Bunu neden geçiştiriyorsunuz demiştir?
Bu yok sayılacak bir yasa mı? Sadece CHP istediği için mi yanlış? Yok yok, doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar demiş ya atalar, he işte bir kadın olarak yine erkek nüfuzunun baskın olduğu mecliste aşağılandı biz duymadık ama hakarete maruz kaldı ve kıpkırmızı olmuş suratı, siniri ve öfkesi ile bu tehditi savurdu. Nezaketini bir an bile bozmadan. Evet kesinlikle çıkarıp atmalıydı sonra ne mi olcaktı? Erkekler gelip dövecekti evet evet kesinlikle dövecekti. Utanmadan...
Aylin Nazlıaka şu anda benim için Muntazar el-Zeydi'dir 2008 yılında Bush'a isabetsiz de olsa ayakkabı fırlatan, zulme, haksızlığa, silaha, zorbalığa direnen, özgürlüğü için yalın ayak kalmayı göze alan bir kahramandır.
Mecliste ikamet eden her bir milletvekili asıl patronu olan, onlara maaş veren halkı tamamen unutmuş kendi menfaat ve çıkarları doğrultusunda hareket eden ve aldıkları maaşın helalliği konusunda oturup düşünmesi gereken insanlardır. Milletin Vekili değildirler.
Aylin Nazlıaka o ayakkabıyı atmak istemedi onu halk istedi. Milyonların adına sarfetti o sözleri. "Efendi olun, terbiyenizi takının ve sizi bu koltuklara oturanları unutmayın, onlar için bir şey yapın. UYUMAYIN." dedi aslında.
Bu güzel isyanı için kendisini kutluyorum. Dediğim gibi kendisi Muntazar el-Zeydi'dir.
26 Şubat 2014 Çarşamba
Hocalı...
Bugün günlerden 26 Şubat 1992, Azerbaycan'ın Karabağ bölgesinde çok şirin bir kasaba olan Hocalı'da Ermenistan'a bağlı silahlı kuvvetlerin sivil halka karşı yaptığı bir katliamın başlangıç günü... Erkek, kadın, çocuk, yaşlı... Acımadılar.
O gün doğan biri bugün 22 yaşında genç, yakışıklı, güzel ve eğlenceli birileri oldular ama Hoca'lıda doğan ya da doğmayı bekleyen bebeklerin böyle bir şansı hiç olmadı.
Doğmadan neden ölürdü ki insan? Neden öldürülürdü? İnsan insanı neden öldürürdü? Azrail'in işiydi bu, gerek yoktu yardımcı faktörlere. Neden vazgeçerdi bir insan, insanlığından? Neyse Hoca'lıda o gün yaşayanların ya da yaşamı elinden alınanların tek suçu İsrail yada ABD pasaportu olmamasıydı sanırım.
We the people... Amerikan anayasasının başında yazar bu ifade... Nerede? Hani? İnsanlıkları nerede? Irak'ta 1 milyon sivil öldürülürken Beyaz Saray sözcüsü basın toplantısına çıktı ve "Özür dileriz, kimyasal silahlar yokmuş(!)" "Özür dileriz" "sorry" ölen 1 milyon sivil insan... Tecavüze uğrayan, yaralanan, sakat kalan, deliren insanlar hariç tabi, tüm onlar için kocaman bir özür diledi o we the people diyen insanlar. Çok şirinler, biz de dedik "adamlar özür diledi, napsınlar Saddam'dan kurtardılar Irak halkını, kalan sağlar bizimdir.."
Biz her zaman bal tutan parmağı yalamanın peşine düştük durduk. O eller, parmaklar kan dolu hiç görmedik...
Bizim insanımız da Çernonil'den sonra bi değişti. Böyle insanlığını unuttu. Acıma duygusu, sevme duygusu körleşti. Avrupa'lı olcaz olcaz diye diye, körleştirdik bazı duygularımızı... Hayvana, insana, doğaya, adama, kadına, kendimize bile saygımız, sevgimiz kalmadı.
Şimdi ne alaka demi başlıkla, bitişatın. Ne önemi var Dini, dili, ırkı.. Zor zanaat insan olabilmek, insan gibi yaşayıp yaşatabilmek...
O gün doğan biri bugün 22 yaşında genç, yakışıklı, güzel ve eğlenceli birileri oldular ama Hoca'lıda doğan ya da doğmayı bekleyen bebeklerin böyle bir şansı hiç olmadı.
Doğmadan neden ölürdü ki insan? Neden öldürülürdü? İnsan insanı neden öldürürdü? Azrail'in işiydi bu, gerek yoktu yardımcı faktörlere. Neden vazgeçerdi bir insan, insanlığından? Neyse Hoca'lıda o gün yaşayanların ya da yaşamı elinden alınanların tek suçu İsrail yada ABD pasaportu olmamasıydı sanırım.
We the people... Amerikan anayasasının başında yazar bu ifade... Nerede? Hani? İnsanlıkları nerede? Irak'ta 1 milyon sivil öldürülürken Beyaz Saray sözcüsü basın toplantısına çıktı ve "Özür dileriz, kimyasal silahlar yokmuş(!)" "Özür dileriz" "sorry" ölen 1 milyon sivil insan... Tecavüze uğrayan, yaralanan, sakat kalan, deliren insanlar hariç tabi, tüm onlar için kocaman bir özür diledi o we the people diyen insanlar. Çok şirinler, biz de dedik "adamlar özür diledi, napsınlar Saddam'dan kurtardılar Irak halkını, kalan sağlar bizimdir.."
Biz her zaman bal tutan parmağı yalamanın peşine düştük durduk. O eller, parmaklar kan dolu hiç görmedik...
Bizim insanımız da Çernonil'den sonra bi değişti. Böyle insanlığını unuttu. Acıma duygusu, sevme duygusu körleşti. Avrupa'lı olcaz olcaz diye diye, körleştirdik bazı duygularımızı... Hayvana, insana, doğaya, adama, kadına, kendimize bile saygımız, sevgimiz kalmadı.
Şimdi ne alaka demi başlıkla, bitişatın. Ne önemi var Dini, dili, ırkı.. Zor zanaat insan olabilmek, insan gibi yaşayıp yaşatabilmek...
Etiketler:
avrupa,
azerbaycan,
çernobil,
ermenistan,
güncel,
gündem,
karabağ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
